10 11 2007

Türk futbolunun onca problemi varken...



Türk futbolunun onca problemi varken...
Hakan Ünsal'a neden saldırıyorlar?

Biri uzun süre önce, diğeri ise yakın bir geçmişte gündemden düşmüş iki medyacı. Ortak özellikleri, her ikisinin de büyük kulüplerde üst düzey yöneticilik yapmış olmaları. Onlar, bu kulüpler ve takımlarına hayatlarını adayarak emek veren futbolcular sayesinde, ünlerine ün katmış kişiler. Peki onların çalıştıkları takımın markasına katkısı ne oldu? Koca bir sıfır.


Biri takımını başarıdan başarıya koşturan Lucescu’ya “çeribaşı” diyerek, diğeri ise hatalı Del Bosque transferinde rol oynayıp takımını milyonlarca Euro kaybedeceği bir maceraya sürükleyerek, kulüplerine zarar vermiş kişiler.

Ne tuhaftır ki bu iki aykırı isim bugünlerde dindar futbolcu avcılığı yapma noktasında güçbirliği yapmış gibi görünüyor.

Kendilerine seçtikleri kurbansa Galatasaray'a ve Türk Milli takımına yıllarca çok büyük hizmetler vermiş, beyefendi bir futbolcu;

HAKAN ÜNSAL.

Neymiş efendim, Hakan ve bazı takım arkadaşları, namaz kılıyormuş da, takım içindeki genç arkadaşlarına hamilik/ağabeylik yapıyormuş da, takımı bölüyorlarmış da falanmış da, filanmış da...

Bir sürü lâf-ı güzaf.

Oysa bu ikilinin "bölünmüş" dediği takım, o namazlı, niyazlı, imanlı gençlerin varlığında, Türk futbolunun rüyasında bile göremeyeceği başarılara imza attı. Türk takımları Avrupa’da eleme turlarını dahi geçemezken, onlar UEFA kupasını havaya kaldırdı.

Yine bu dindar delikanlıların yüreklerini koyarak oynadıkları Milli Takım, dünyada en iyi futbol oynayan 3 ekipten biri olmayı başardı.

Ama gelin görün ki, bunların kafalarında kurdukları kodlamalara göre, futbolcunun 'dinine bağlı bir Müslüman' olma ihtimali yoktur. Ve tuhaf engelleme sadece İslam dini mensuplarına mahsustur.

Mesela Taffarel’in UEFA finalindeki kurtarışlarını anlatırken "bunlar Tanrı’nın eliydi" diyererek inancını ön plana çıkarması, onları rahatsız etmez.

Mondragon’un maçta sevindiği esnada milyonlarca kişinin önünde şahadet parmaklarını havaya kaldırarak inandığı Tanrı'ya teşekkür eden hareketler yapmasından da gocunmazlar.

Bir yabancı bunları yaptığında inançlı çocuk, bizim ülkemizin delikanlılarından biri inancını yaşadığında gerici, tarikatçı, bölücü olur.

Evet beyler!

Kabul etmeniz zor olacak belki ama cumhurbaşkanları, başbakanlar, askerler, polisler, esnaflar, memurlar, gazeteciler kısaca tüm vatandaşlar gibi futbolcular da dindar olabilir. Hatta dindar futbolcular inançları gereği özel hayatlarına daha fazla dikkat ettikleri için pek çok kulüp tarafından tercih edilir. Dünyanın en önde gelen kulüpleri yetenekli ve dindar futbolcuların peşindedir.

Milan’da Kaka, Fener’de Alex ve Aurellio gibi isimler "Hz.İsa’nın Atletleri" denilen Hıristiyan bir tarikata mensuplardır.
Hatta Kaka her yıl kazandığı paranın yüzde onunu bu inancı doğrultusunda harcadığını açıklamıştır. Bunu söylemekten de çekinmemiştir.

Bu durum Spor Zamanı programına katılan dünyaca ünlü menajer Bayram Tutumlu tarafından Türkiye kamuoyuna duyurulmuş, benzer ifadeler röportaj olarak Hürriyet gazetesinde de geniş yer bulmuştur.

Ayrıca bu inançlı oyuncular sayesinde, Fenerbahçe son bir kaç yılda içte/dışta tarihinin en iyi performansını sergilemektedir.

Bu arada Avrupa’nın pek çok ünlü stadyumunda Şapel (kilisecik) vardır. İsteyen futbolcular maçtan önce buraya gelir ve dua ederler.
Yine pek çok yabancı futbolcu oyuna girip, çıkarken istavroz çıkartır. Bizde de pek çok Hıristiyan futbolcu aynı hareketi yapmakta ve davranışları hiç yadırganmamaktadır.

Ülkemizin birlik ve beraberliğe gerçekten en fazla ihtiyaç duyduğu şu dönemde Türk futbolunun ise şike, teşvik, doping, bahis vb. konuşulacak onlarca problemi varken, Hakan Ünsallarla uğraşmak, en hafifinden ayıptır, yazıktır. Yaklaşık on yıl Galatasaray'ı ve Milli Takımı sırtlamış bu onur kuşağına karşı büyük vefasızlıktır.


Genç Hakanlar.. Arifler.. Okanlar..

Son sözümüz sizlere

Ülkesi için ciğerindeki son oksijen kabarcığını ortaya koyan..
İhtiyaç duyulduğunda mesleki kariyerini düşünmeden sakat sakat sahaya çıkan..
Ve karı-kız, para pul peşinde koşan değil, ülkesine hizmet etme gayretinde olan ağabeyleriniz, sizler için daima en güzel örnektir.

Okanlar kadar çalışın, Arifler kadar koşun, Hakanlar kadar büyük başarılara imza atın.

Ve size emeğinizin karşılığı olan başarıyı nasip eden Yaratıcınıza teşekkür etmeyi asla ama asla unutmayın.

Unutmayın ki bu millet de sizi hiç unutmasın,
Kalbindeki en güzel yeri daima sizlere ayırsın.


MEHMET ŞEYHO

Samanyoluhaber

0
0
0
Yorum Yaz